| |
Erkek infertilitesini oluşturan faktörler
Gebelik oluşturamayan bir çiftte sorun %40 oranında erkekle ilgili, %20
durumda da hem erkek hem de kadınla ilgilidir.
Testisler (Yumurtalıklar)
Testisler
skrotum adı verilen yumurtalık torbalarında yerleşmiş bir çift bezdir.
Testisler erkek karakteristiklerinin gelişmesini sağlayan testosteron
hormonunun (erkeklik hormonu) salgılanmasından ve sperm hücrelerinin
üretiminden sorumludur. Testisler, seminifer tübüller olarak adlandırılan
sperm hücrelerinin üretildiği ipliksi tübüllerden ve bu tübüllerin etrafında
yerleşmiş testosteron hormonu salgılayan Leydig hücrelerinden oluşur.
Spermler epididimis adı verilen ve testislerin üst kısmında yerleşmiş yapı
aracılığıyla vas deferense (sperm kanalına) boşalır.
Erkeklik hormonunu üreten Leydig hücreleri oldukça dayanıklı hücreler
olmasına rağmen sperm üreten seminifer tübüller çok hassas yapılardır. Bu
yüzden infertilite problemi olan bir çok erkekte sekonder seks
karakterlerinin gelişimi ile ilgili bir problem görülmez.
Sperm Üretimi ve Hormonal Kontrolü
Sperm üretimini hormonlar kontrol eder. Beynin alt kısmında yerleşmiş olan
hipofiz bezi FSH ve LH hormonlorunu üretir.
 |
FSH: Seminifer tübüllerden sperm üretimini uyarır.
|
 |
LH: Leydig hücrelerinden testesteron üretimini uyarır.
|
 |
Testosteron: Sperm üretimi ve erkeksi karakteristiklerin gelişimi
için gereklidir.
|
Seminifer
tübüllerin alt kısmında bulunan germ hücreleri gelişmeye başlar,
spermatogenez olarak adlandırılan 64 günlük süreçte sırası ile spermatogonia,
spermatosit, spermatid ve spermatozoa adı verilen hücreler oluşur. Sperm
hücrelerini gelişip olgunlaşma döneminde tübüllerde bulunan Sertoli
hücreleri besler. Olgunlaşan sperm hücreleri seminifer tübüllerin üst
kısmına gelir ve epididimisten geçerken hareketlilik kazanır.
Ejakülasyon öncesinde seminal bezler ve prostat bezinden salgılan sıvılarda
meniye karışır. Meninin ilk kısmı çinko, yağlı bileşikler, amino asitler ve
enzimler içerir. İkinci kısmı ise spermlerin kadın üreme organları içinde
ilerleyebilmeleri için rahim ve tüplerin kasılmasını sağlayan, spermleri
besleyen ve vajinanın asit ortamını nötralize eden maddeler içerir.
Sperm
hücresinin yapısı
Uzunluğu 0.05 mm olan sperm hücresi üç kısımdan meydana gelir. Sperm
hücresinin baş kısmı genetik materyali içerir. Boyun sperm hareketi için
gerekli enerjiyi, kuyruk kısmı ise sperm hareketini sağlar.
ERKEK KISIRLIĞININ NEDENLERİ
Erkek üreme sağlığını hormonlar, sperm üretimi, sperm kanallarında spermin
taşınması ve cinsel fonksiyonlar etkiler. Bunlardan herhangi birindeki
bozukluk infertiliteye neden olur.
Kriptorşizm (inmemiş testis)
Doğumda veya doğumdan sonra en geç bir yıl içinde testisler skrotuma
(yumurtalık torbasına) iner. Testislerin her ikisinin veya bir tanesinin
skrotuma inmemesi kriptorşizm olarak adlandırılır. Bu vakalarda karın içinde
yukarıda kalan testisler daha yüksek ısılara maruz kaldıkları için sperm
üretimi bozulur. Çift taraflı inmemiş testis vakalarında azoospermi (menide
hiç spermin olmaması) görülebilir. İnmemiş testis vakalarında ileride testis
tümörü gelişme ihtimali de fazladır.
Testisler 1-2 yaşları arasında cerrahi ile skrotuma indirilirse ileride
üreme sağlığı olumsuz etkilenmez. Erken tedavi edilmemiş vakalar yardımcı
üreme teknikleri ile çocuk sahibi olabilir.
Testis Tümörleri
Testis tümörü nedeni ile tedavi gören erkeklerde infertilite sık görülür.
Kemoterapi için kullanılan ilaçlar ve radyoterapi sperm üretimini olumsuz
etkiler. Bu vakalardan tedavi öncesinde alınan sperm örnekleri dondurularak
saklanır.
Testiküler Travma (yaralanma)
Testislerde meydana gelen yaralanmalar infertilite ile sonuçlanabilir.
Travma sonrası testislerde bulunan Sertoli hücreleri kan dolaşımına
karışarak antisperm antikorlarının oluşmasına ve infertiliteye yol açar.
Varikosel
Skrotumda testislerin etrafında oluşan varisli damarlardır. Genişlemiş
venler erkeklerin %15' inde görülür. Her varikoseli olan erkek infertil
değildir fakat infertilite nedeni ile değerlendirilen erkeklerin yaklaşık
üçte birinde varikosel vardır. Spermatik venlerin (damarların)
kapakçıklarının olmaması veya çalışmaması nedeni ile kan geriye doğru
kaçarak göllenir. Vakaların %90'ında sol tarafta görülür.
Varikosel;
 |
Kan akımının yavaşlamasına bağlı olarak skrotumda ısı artışına neden olarak,
|
 |
Sol böbrek üstü bezinden gelen ters yöndeki kan akımı testislerin yüksek
düzeyde toksik atıklara maruz kalmasına neden olarak,
|
 |
Üreme hormonlarının dengesinin bozulmasına neden olarak
|
infertiliteye yol açar.
Muayene sırasında varikoselden şüphelenildiğinde Dopler Ultrasonografi
incelemesi ile tanı kesinleştirilir.
Enfeksiyonlar
Üreme organlarındaki enfeksiyonlar infertiliteye yol açabilir. Gonore (bel
soğukluğu), tüberküloz ve bazı bakteriyel enfeksiyonlar sırasında meydana
gelen iltihabi reaksiyonlar üreme kanallarında tıkanıklıklara yol açar.
Bakteriyel enfeksiyonlar sperm hareketini bozarak ve gelişmekte olan sperm
hücrelerine zarar vererek infertiliteye neden olabilir.
Kabakulak özellikle geç yaşta geçirildiğinde testis tutulumu görülür ve
seminifer tübüllerde kalıcı hasar oluşur.
Cinsel temas yolu ile bulaşan ve oldukça yaygın olarak görülen klamidya,
mikoplazma ve üreoplazma enfeksiyonları da sperm kalitesine bozarak
infertiliteye neden olabilir. Bu enfeksiyonların erken tanı ve tedavisi
önemlidir.
Sistemik Hastalıklar
Yüksek ateşli hastalıklar üreme sağlığını olumsuz etkiler. Yüksek ateş
birkaç saat içinde sperm hücrelerine zarar verir. Yüksek ateşli hastalık
geçiren bir erkekte yaklaşık 3-4 hafta sonra sperm sayısında ve normal
yapıdaki spermlerin oranında azalma görülür.
Böbrek ve karaciğer hastalığı olan erkeklerde üreme hormonları azalır.
Böbrek hastalarında impotans, cinsel isteksizlik, sperm üretiminde azalma
görülür. Özellikle sık diyalize giren hastalarda hormonal dengesizlik ve
sperm üretiminde azalma görülür. Bazı alerjik reaksiyonlardan sonra da sperm
kalitesinde bozulma görülmektedir.
Üreme Kanallarında Tıkanıklık
Üreme kanallarında meydan gelen tıkanıklıklar spermin dışarı çıkışını
engeller. Enfeksiyonlar, yaralanmalar, cerrahi işlemler kanallarda
tıkanıklıklara neden olabilir. Bazı erkeklerde ise kanallar doğuştan yoktur.
Her iki tarafta da tam tıkanıklığın olduğu durumlarda menide hiç sperm
bulunmaz. Bu vakalarda FSH düzeyleri normaldir.
Retrograd Ejakülasyon (Geriye Boşalma)
Ejakülasyon (boşalma) sırasında meninin mesaneye doğru geriye akmasıdır. Bu
vakalarda boşalma sırasında bazen çok az meni dışarı akar bazen hiç akmaz.
Bu durum diabet (şeker hastalığı), multiple skleroz, mesane boynu
yaralanmaları ve prostat ameliyatları sonrasında veya hipertansiyon (yüksek
tansiyon) ve depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçlara bağlı olarak
ortaya çıkabilir. Bu vakalardan alınan idrar örneklerinden spermler
ayrıştırılarak aşılama yapılabilir.
Nörojenik (Sinir Sistemine ait) Nedenler
Omurilik zedelenmeleri; ejakülasyonun olmamasına, ereksiyon (sertleşme)
problemlerine, cinsel ilişkinin gerçekleşmemesine ve sperm üretiminin
azalmasına neden olur. Elektrik uyarı ile bu vakalarda ejakülasyon
gerçekleştirilebilir.
Endokrin Bozukluklar
Üreme hormonlarının üretimi ve salınmasını hipotolamus, hipofiz bezi ve
testisler tarafından kontrol edilir. Hipofiz bezinden LH (Luteinize edici
hormon) ve FSH (Folikül stimüle edici hormon) salgılanır. Bu hormonların
salınımını hipotalamustan salınan GNRH adı verilen hormon kontrol eder.
Testislerde testosteron üretilir ve testosteron genital organlar dışındaki
dolularda androjenlere (erkeklik hormonu) ve östrojenlere (kadınlık hormonu)
dönüştürülür.
 |
Hipogonadotropik Hipogonadizm;
Genellikle doğuştan olan bu durumda GNRH eksikliğine bağlı LH ve FSH
düzeyleri düşer. Bu vakalarda koku alma problemi de vardır.
|
 |
Kalman Sendromu;
İzole GNRH eksiliğinin görüldüğü bu sendromda koku alamama, küçük penis,
inmemiş testisler ve yarık damak-yarık dudak gibi orta hat defektleri de
görülebilir.
|
 |
İzole LH eksikliği;
Önük sendromu olarak da bilinen bu durumda testisler büyük olmasına rağmen
sekonder seks karakteristikleri iyi gelişmemiştir. Vücuttaki tüy dağılımı ve
sıklığı ergenlik öncesi gibidir, iskelet sistemi gelişimi iyi değildir.
Hipofiz bezinin çalışmamasına bağlı görülen bu durumda LH ve testosteron
düzeyleri düşüktür, FSH düzeyi normal olabilir.
|
 |
Hiperprolaktinemi veya Postpubertal Gonadotropin eksikliği;
Hipofiz bezinde oluşan tümörlere bağlı göğüslerde büyüme, süt gelmesi,
impotans görülür, sperm üretimi azalır. Testisler küçülür, testosteron
düzeyi düşer. Bu tümörlerin tanısı tomografi ve magnetik rezonans incelemesi
ile konur.
|
Bunların dışında böbrek üstü bezindeki bozukluklar, nadir görülen bazı
sendromlar, hemakromatoz (vücutta demir birikimi olan bir hastalık),
şişmanlık, karaciğer hastalıkları, böbrek üstü bezi tümörleri hormonal
bozukluklara neden olabilir.
Genetik Bozukluklar
Genetik bozukluklara bağlı testis gelişimi ve sperm üretiminde bozukluklar
ve hormonal dengesizlik görülebilir.
 |
Kleinfelter Sendromu;
Beşyüz doğumda bir görülen bu durumda XY cinsiyet kromozomlarının yanında
ekstra X cinsiyet kromozomu bulunur. 47 kromozomu olan bu erkeklerde
testisler küçük ve sert, sekonder seks karakteristikleri de az gelişmiştir.
Bu vakalarda sperm üretimi olmaz. Bu hastalığın mozaik olarak adlandırılan
daha hafif formunda sperm üretimi olabilir.
|
Cinsiyet kromozomlarındaki birçok bozukluk infertiliteye neden olur. Bu
vakaların birçoğunda testisler ve sperm üretimi olumsuz etkilenmiştir.
Cinsiyet kromozomlarını etkilemeyen genetik bozukluklar da infertiliteye
neden olabilir. Bazı kas hastalıklarında, orak hücreli anemide, Akdeniz
anemisinde ve mesaneye ait bozukluklarda infertilite sık görülür.
İnfertilitenin eşlik ettiği diğer bir hastalık olan kistik fibroz
vakalarında meni miktarı ve sperm sayısı azdır. Bu vakalarda sperm kanalları
gelişmemiştir.
Cinsel Fonksiyon Bozuklukları
İmpotans, erken veya geç ejekülasyon gibi boşalma problemleri erkek
infertilitesi değerlendirilirken mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.
Erkek İnfertilitesinde Rol Oynayan Risk Faktörleri
Çevresel faktörler ve yaşam tarzı üreme sağlığını etkiler;
 |
Sigara sperm sayısını, hareketini ve yapısını olumsuz etkiler. Sigara içen
erkeklerin eşlerinde düşük ihtimalinin arttığı belirlenmiştir.
|
 |
Alkol impotans ve sperm üretiminin bozulmasına neden olur. Kronik alkolizm
vakalarında testisler küçülür, testosteron üretimi bozulur.
|
 |
Uyuşturucu maddeler sperm kalitesini ve üretimini olumsuz etkiler. Bu
maddeler hormonal dengesizliklere de yol açar.
|
 |
İlaçlar birçok hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlar sperm üretimini
olumsuz etkiler, bu etki geçicidir. Antibiyotiklerin birçoğu, parazit
ilaçları, depresyon, mide ülseri, hipertansiyon ve alerjik hastalıkların
tedavisinde kullanılan bazı ilaçların erkek üreme sağlığını olumsuz
etkilediği gösterilmiştir.
|
 |
Kemoterapi kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar sperm üretimine zarar
verir. Bu ilaçların bir kısmının etkisi kalıcı olabilir. Kemoterapi
öncesinde bu hastalardan ileride kullanılmak üzere sperm örnekleri alınarak
dondurulabilir.
|
 |
Radyasyon testislerde sperm üreten hücreler radyasyona çok duyarlıdır.
Meydana gelen hasarın derecesi ve kalıcılığı radyasyon dozuna bağlıdır.
Radyoterapi gören hastalarda sperm üretimi 3-5 yıl içinde tekrar
başlayabilir.
|
 |
Yüksek ısı özellikle sauna ve sıcak su banyoları sperm üretimini olumsuz
etkiler.
|
 |
Haşere ilaçları da sperm üretimini olumsuz etkiler.
|
ERKEK İNFERTİLİTESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve TANISI
İnfertilite değerlendirmesi için eşlerin hekime beraber başvurmaları
gerekir. Hekime başvurmadan önce neler yapılacağını bilmeniz sizi
rahatlatacak ve gereksiz strese girmenizi engelleyecektir. Detaylı bir tıbbi
öykü, fizik muayene ve semen analizi erkek infertilitesinin
değerlendirilmesindeki en önemli basamaklardır.
Tıbbi öykü:
Hekiminiz ilk görüşmede genel sağlığınız, üreme sağlığınız ve cinsel
hayatınız ile ilgili detaylı bilgi edinebilmek için size birçok soru
soracaktır.
 |
Genel sağlık durumunuz ve sistemik hastalıklar
|
 |
Ergenlik dönemi sonrasında kabakulak enfeksiyonu geçirip geçirmediğiniz
|
 |
Testislere travma öyküsü
|
 |
İnmemiş testis öyküsü
|
 |
İnguinal fıtık (kasık fıtığı) varlığı
|
 |
Üreme organları ve idrar yollarının enfeksiyonları
|
 |
Cinsel temas yolu ile bulaşan enfeksiyonlar
|
 |
Üreme organlarına ait geçirilmiş operasyonlar
|
 |
Radyoterapi ve kemoterapi öyküsü
|
 |
Vazektomi (cerrahi sterilizasyon)
|
 |
Sık tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları
|
 |
Koku alma bozukluğu
|
 |
Görme alanındaki bozukluklar ve memelerden süt gelmesi gibi yakınmaların
olup olmadığı
|
 |
Cinsel ilişkide bulunma sıklığı
|
 |
Ergenlik çağının başladığı yaş
|
 |
Cinsel fonksiyon bozuklukları
|
Diğer Faktörler:
 |
Sigara ve alkol kullanımı
|
 |
Son zamanlarda kullandığınız reçeteli veya reçetesiz satılan tüm ilaçlar
|
 |
Maruz kaldığınız radyasyon ve diğer çevresel toksinler
|
 |
İş yerinizde maruz kaldığınız toksinler ve üreme sağlığınızı etkileyebilecek
diğer faktörler
|
 |
Yüksek ısı
|
İnfertilite Öyküsü:
 |
İnfertilite süresi
|
 |
Eşinizin infertilite yönünden yapılan inceleme ve tedaviler
|
Fizik Muayene
Fizik muayene ile infertiliteye yol açan varikosel, testisler, penis,
prostat bezindeki anomaliler ve sekonder seks karakteristiklerindeki
bozukluklar tespit edilir. Genital organlarınız incelenerek testislerin ve
penisin gelişimi değerlendirilir. Vücuttaki kıl dağılımı, iskelet yapısı ve
kas gelişimi incelenir.
Erkeklerde memelerin büyümesi jinekomasti olarak adlandırılır. Hormonal
bozukluklara bağlı jinekomasti görülebilir. Siroz ve karaciğer yetmezliği
gibi sistemik hastalıklarda da jinekomasti görülür.
İnfertilite Tanısı için Yapılması Gereken Testler
Semen analizi, idrar analizi ve hormon analizi erkek infertilitesinin
değerlendirilmesinde yapılması gereken ilk incelemelerdir.
Semen analizi:
Erkek infertilitesi incelemesinde en önemli test semen analizidir. İnceleme
için meni verilirken dikkat edilmesi gerekenler;
 |
2-5 günlük cinsel perhiz olması
|
 |
Örneğin mastürbasyon ile temiz bir kaba alınması
|
 |
Örnek alınırken kayganlaştırma amacı ile tükürük, sabun veya şampuan gibi
maddelerin kullanılmaması
|
 |
Örneğin inceleneceği laboratuara en geç 60 dakika içinde ulaştırılması,
özellikle soğuk havalarda sperm örneğinin vücuda temas ederek taşınması
uygundur.
|
Sperm
analizinde mililitredeki sperm sayısı, spermlerin hareketliliği ve yapıları
değerlendirilir. Ayrıcı meninin miktarı, asiditesi ve içerdiği yuvarlak
hücreler belirlenir. Gerekli görüldüğünde antisperm antikor testleri ve
mikrobiyolojik incelemeler yapılır.
Normal sperm analizi ;
Meni miktarı : 1.5 - 6.5 ml
Sperm konsantrasyonu : 20 milyon / ml ve daha fazla
Sperm hareketliliği : %50 ve daha fazla
Sperm morfolojisi (yapısı) : %14 ve daha fazla normal yapıda sperm (Kruger
kriterlerine göre)
Sperm analizi sonrasında yukarıdaki değerlerin bulunması gebeliğin
oluşacağını kesin olarak göstermez. Sperm konsantrasyonu 10 milyon/ml olan
erkeklerin eşlerinde gebelik gerçekleşebilirken, sperm konsantrasyonu 60
milyon/ml olan erkeklerin eşleri gebe kalamayabilir.
Sperm üretimini ısı, sigara, alkol, ilaçlar ve enfeksiyonlar gibi birçok
faktör etkilediği için normal olmayan örneklerin analizi birer ay ara ile
iki veya üç kez tekrarlanmalıdır.
Mikroskopi
Meninin
özelliklerinin değerlen-dirilmesinde mikroskobik inceleme çok önemlidir.
Mikroskop ile sperm sayısı, hareketliliği ve yapısı değerlendirilir. Ayrıca
floresan mikroskobu gibi özel mikroskoplar ile spermlerin akrozom reaksiyonu
değerlendirilir, genetik materyali ile ilgili çalışmalar yapılabilir.
Elektron mikroskobisi ile ise spermlerin yapısı hakkında çok detaylı bilgi
edinilebilir.
Morfoloji
Normal sperm oval başlı, akrozomu kolay seçilen, kuyruk ve başı simetrik
olan bir hücredir. Kuyruğun ilk kısmı biraz kalınlaşarak boyun kısmını
oluşturur. Spermler özel boyalar ile boyanarak yapıları değerlendirilir.
Krugerin strict kriterlerine göre normal sperm;
 |
2.5-3.5 mm çapında oval biçimde düzgün başı vardır.
|
 |
Baş kısmının %40-60'ını akrozom oluşturur.
|
 |
Boyun ve kuyruğu düzgündür, kuyruk 50-60 mm uzunluğundadır.
|
Sperm yapısındaki bozuklular fertilizasyonu engeller. Spermlerin baş, boyun
ve kuyruk kısmında yapısal bozukluklar görülebilir. Spermlerin genellikle
birden fazla parçası etkilenmiştir.
Aglütinasyon
Menideki antikorların varlığına bağlı spermlerin birbirine bağlanarak
kümeleşmesine aglütinasyon denir. Aglütinasyon olduğunda spermlerin
hareketliliği ve yumurtayı dölleyebilme yeteneği azalır.
Akrozom reaksiyonu
Akrozom
sperm başının ön %50-70'ini kaplayan yapıdır. Akrozom zarının plazma zarı
ile birleşmesi ile akrozom reaksiyonu meydana gelir ve bu reaksiyon spermin
yumurta zarına bağlanabilmesini sağlar. Günümüzde değişik yöntemler
kullanılarak yapılabilen akrozom reaksiyonu testleri ile spermin yumurtayı
dölleme yeteneği hakkında fikir sahibi olunabilir.
Antisperm
antikorları
Akrozom sperm başının ön %50-70'ini kaplayan yapıdır. Antisperm antikorları
erkek ve kadınların serumlarında, menide ve servikal mukusta (rahim ağzı
salgısında) bulunur. Antisperm antikorları sperm hareketliliğini ve canlı
sperm oranını azaltır, akrozom reaksiyonunu ve spermin yumurtaya
bağlanmasını engelleyerek infertiliteye neden olabilir. Serumda IgG ve IgM
tipi antikorlar, meni ve servikal mukusta ise IgA tipi antikorlar bulunur.
Semen analizinde aglütinasyon tespit edildiğinde antisperm antikorlarının
varlığını tespit etmek için test yapılması önerilir.
Hipo-Ozmotik Swelling (Şişme) Testi
Sperm canlılığının belirlenmesinde kullanılan bir testtir. Canlı sperm
hücresinin zarı, bütünlüğü bozulmadığı için düşük ozmotik basınçlı
ortamlarda hücre içine girer ve bunun sonucunda sperm kuyruğunda şişme
görülür. Mikroenjeksiyon sırasında da sperm hareketliliğinin çok az olduğu
durumlarda canlı spermlerin seçilmesinde kullanılır.
Testis ( yumurtalık) biyopsisi
Testis
biyopsisi, azoospermi veya ileride derece oligozoospermisi olan hastalarda
obstrüktif ve non-obstrüktif (tıkanıklığa bağlı ve tıkanıklığa bağlı
olmayan) nedenlerin belirlenmesi için yapılır. Testis biyopsisi sonrasında
travmaya bağlı hematom (kanama) ve testis dokusunda harabiyet
oluşabileceğinden ve günümüzde testis dokusundan elde edilen spermler
mikroinjeksiyon işleminde kullanılabildiğinden tanı ve tedavi amaçlı biyopsi
aynı anda yapılabilir.
Testis biyopsisinin değerlendirilmesi;
 |
Normal spermatogenez; normal sperm üretiminin olmasıdır, azoospermi veya
şiddetli oligospermi vakalarında böyle bir biyopsi sonucu sperm kanallarında
tıkanıklığı düşündürür.
|
 |
Hipospermatogenez; sperm üretiminde görülen değişik evrelerdeki hücrelerin
hepsi olmasına rağmen üretim azalmıştır. Hipotalamus, hipofiz bezi ve
testiküler akstaki bozukluklara bağlı görülebilir.
|
 |
Matürasyon aresti; sperm üretiminin belli evrede duraklamasıdır.
|
 |
Sertoli cell only sendromu; sperm üreten hücrelerin tamamen veya kısmen
yokluğudur. Kanser tedavisine veya geçirilmiş enfeksiyonlara bağlı olabilir.
|
 |
Tubular fibroz; testis dokusundaki harabiyetin ileri derece olduğu durumdur.
Sperm üreten hücreler ve Sertoli hücreleri kaybolmuş, Leydig hücreleri
azalmıştır. Bu durum radyasyon tedavisine, kabakulak enfeksiyonuna, inmemiş
testise ve testis dokusunun oksijensiz kalmasına bağlı olabilir.
|
Endokrinolojik inceleme
Sperm üretimi için erkek seks hormonlarına ihtiyaç vardır. Bu hormonlar ve
etkileri aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
|
HORMON
|
ETKİSİ
|
|
GnRH
|
FSH ve LH hormonlarının salgılanmasını sağlar. Beyinde
hipotalamustan salgılanır.
|
|
FSH
|
Testisteki sertoli hücrelerini uyararak sperm üretimini sağlar.
Hipofiz bezinden salgılanır.
|
|
LH
|
Leydig hücrelerinde testosteron sentezlenmesini ve sperm üretiminin
devamlılığını sağlar. Hipofiz bezinden salgılanır.
|
|
Prolaktin
|
LH'ın Leydig hücreleri üzerindeki etkisini arttırır. Hipofiz
bezinden salgılanır.
|
|
Testosteron
|
Sperm üretiminin devamlılığını sağlar. Testisteki Leydig
hücrelerinden salgılanır.
|
|
Estradiol
|
LH sentezini kontrol eder. Karaciğer, kas ve yağ dokusunda
testosteronun metabolize edilmesi ile oluşur. %20-25'i Leydig
hücrelerinden salgılanır.
|
|
İnhibin
|
FSH salınımını engeller. Sertoli hücrelerinden salgılanır.
|
|
Aktivin
|
FSH salınımını arttırır. Leydig hücrelerinden salgılanır.
|
|
|