|
 |
Histoloji doku bilmidir, çalışma alanına hücreseler yapılar ve
fonksiyonlarıda girer. Pataloglar dokular ve hücreler üzerinde labratuvar
çalışması yapan doktorlardır. Meme kanseri hastalarının tedavilerine yön
vermek ve var olan tümörün tipini belirlemek amacı ile pataloglar genellikle
hasların kanserli tümörlerine histolojik dereceler verirler. Günümüzde en
yaygın olarak kullanılan histolojik derecelendirme sistemi, Scarff-Bloom-Richardson
sistemidir. Tümörün histolojik derecelendirmesinin yapılması için pataloglar
meme kanseri hücrelerini ve bunların dağılımını mikroskop altında
incelelerler. Örnek meme kanseri hücreleri göğüs biyopsisi, lumpektomi yada
mastektomi operasyonları ile elde edilir.
Scarff-Bloom-Richardson Derecelendirme Sistemi
Pataloglar kanserin histolojik derecesini saptarken, üç ana özelliğe dikkat
ederler: hücrelerin bölünme hızı, borusal yapılar oluşturmuş kanser
hücrelerinin yüzdesi, ve hücre büyüklüğünde, düzgünlüğünde görülen
değişimler. Belirleme aşamasında, bu özelliklerin her birine 1 ila 3
arasında bir değer verilir, (1 yavaş hücre çoğalmasını – 3 hızlı hücre
çoğalmasını belirtir). Sonuç derecelendirmenin yapılabilmesi amacı ile bu üç
kategoride alınan puanlar toplanılır ve 3 ila 9 arasında değişen bir rakam
elde edilir.
|
Borusal Yapılar İçinde bulunan Kaser Hücrelerinin Yüzdesi |
Puan |
|
%75 ten daha fazla |
1 |
|
%10 ila %70 arasında |
2 |
|
%10 dan daha az |
3 |
|
Hücre yapısında ve şeklinde olan
değişikler |
Puan |
|
Küçük Düzgün Hücreler |
1 |
|
Normal hücrelerden boy ve yapıda orta
ölçekli farklılaşım |
2 |
|
Belirgin farklılaşım |
3 |
|
Hücre Bölünmesi (Mitosis Sayısı) |
Puan |
|
7 ye kadar |
1 |
|
8 ila 14 arası |
2 |
|
15 yada daha fazla |
3 |
Toplam sonucu 3,4 yada 5 olan tümörler birinci derece
yada iyi farklılaşmış (Well differentiated) olarak adlandırılırlar. Toplam
sonucu 6 yada 7 olan tümörler ikinci derece yada orta farlklılaşmış (Moderately
dirrerentiated) , toplam sonucu 8 yada 9 olan tümörler üçüncü derece yada
kötü farklılaşmış (Poorly differentiated) tümörler olarak adlandırılırlar.
Aşağıdaki tablo, Scarff-Bloom-Richardson sistemine göre derecelendirmeyi ve
ortalama hayatta kalma sürelerini özetlemektedir.
|
Derece (Grade) |
Tanımlama |
Puanları |
5 yıl sonunda |
7 yıl sonunda |
| 1. derece |
Hücreler normal görünürler, hızlı bölünmez ve küçük tüp benzeri yapılar
oluşturmuşlardır |
3,4,5 |
95% |
90% |
| 2. derece |
Birinci ve ikinci derece tümörlerin arasında özelliklerre sahiptir |
6,7 |
75% |
63% |
| 3. derece |
Hücreler normal görünmemektedir ve normal hücrelereden daha hızlı
böyümekte ve bölünmektedirler |
8,9 |
50% |
45% |
Pataloglar tümörlerin derecelendirmesini yaparken
nekrosis adı verilen ve kanser hücrelerinin öldüğü bölgelere de bakılır.
Yüksek dereceli tümörlerde, lumpektomi ile alınmış örneğin sınırına yakın
alanlarda nekrosis bulunması yada DCIS tipi kanserlerin büyük bir bölümünde
nekrosis bulunması durumunda tedavi sonrası kanserin tekrar etmesi riski
göreceli olarak daha yüksektir.
Hormon Algılayıcıları Durumu
Vücudumuzun bazı işlevlerini kontrol etmek amacı ile salgılanan hormonların
arasında östrojen ve progesteron adı verilen dişilik hormonları da vardır.
Hücrelerimizin yüzeyinde kanda bulunan hormonları algılayan bölgeler vardır,
bunlara hormon algılayıcıları denir. Bunu algılayıcıları kilit, hormonları
anahtar gibi düşünerek daha kolayca kavrayabiliriz. Doktorlar biyopsi yada
göğüs operasyonları sonrasında alınan meme kanseri hücrelerinde östjojen
veya progesteron hormonları algılayıcılarının olup olmadığını kontrol
ederler. Bu algılayıcıların östrojen için var olması durumun da ER+,
progesteron için var olması durumun da ise PR+ işaretleri kullanılır. ER+
yada PR+ olan hastalar, kanserli hücrelerinde bu hormon algılayıcıları
olmayan hastalar ile karşılaştırıldığında tedaviye daha iyi cevap verirler.
Kanserli hücreleri ER+ veya PR+ olan hastalar, aynı zamanda kemoterapiye
veya hormon tedavisine cevap vermeye daha yatkın olurlar.
ER+ kanser hücrelerine sahip hastalar uygun hormonal değişimlere olumlu
tepki vermeye daha yatkın olurlar. Örneğin, ER+ olan hastalar tamoksifen adı
verilen ilacı aldıklarında, bu ilaç östrojen algılıyıcılarını bloke ederek
östrojenin algılıyıcılara ulaşmasını engeller, ve çoğalmak için östrojene
gerek duyan kanser hücrelerinin büyümesi ve çoğalması yavaşlar.
Araştırmacılar PR+ algılayıcıları konusunda daha az bilgiye sahipler ancak
çoğu zaman PR+ olan hastalar aynı zaman da ER+ de olmaktadırlar. Eğer
kanserli hücreler ER+ değilken, PR+ se hastaların tedaviye olumlu cevap
verme olasılığı azalabilir.
HER2 (Human Epidermal Growth Factor Receptor 2, Insan epidermik büyüme
faktörü algılayıcısı 2) hücrelerimizin çeperinde bulunan bir protein
algılayıcısıdır ve hücrelerimizin büyümesinin kontrol altında tutulmasında
anahtar bir rol oynar. Hücrede bulunan HER2 (bazen HER2/neu olarakta
yazılır) geninin değişmesi, gerektiğinden fazla HER2 algılayıcısı
üretilmesine neden olabilir. Hücre yüzeyinde bu gereğinden fazla HER2
algılayıcısı olma durumu hücre büyümesinde ve çoğalmasında artışa neden
olur, böyle durumlarda oluşan tümörler genellikle daha saldırgan olurlar.
HER2 algılayıcılarının normalden fazla olma durumu (HER2/neu + olarakta
yazılır) meme kanseri hastalarının %25 ila %30unda görülmektedir. Herceptin,
adı verilen yeni bir ilaç HER2/neu + ve kanseri metastaz yapmış olan meme
kanseri hastalarında kullanılmak üzre Amerikan Yiyecek ve İlaç İdaresi (Food
& Drug Administration) tarafından onaylanmıştır. Meme kanserinin metastaz
yapması demek, kanserin göğüs dokusu ve koltuk altı lenf bezlerinin ötesine
yayılmış olması demektir.
HER2 algılayıcılarının fazla olup olmadığı biyopsi, yada göğüs ameliyatı
sonrasında çıkarılan örneklerden test edilebileceği gibi, daha önceden
alınıp korunmuş olan tümör örnekleri üzerinde de test edilebilir. Meme
kanseri tanısı konmuş kadınların HER2 testi için hemen baş vurmaları
tedavinin erken aşamada planlanması açısından çok önemlidir.
DNA Sitometrisi (DNA cytometry) ve Diğer Hücre Özellikleri
Sitometri hastanın hücrelerinin sayılması ve ölçülmesi işlemidir. DNA
sitometrisi tümörün saldırganlığının belirlenmesi amacıyla göğüs tümörü
DNAsının miktarının (ploidy) ölçülmesi işlemidir. Ploidy kanserin ne kadar
hızlı yayılabileceğinin tahmin edilmesinde kullanılır. Normal hücrelerin
içerdiği miktarda DNA içeren kanserli hücrelere diploid, normal hücreler ile
karşılaştırıldığında daha fazla yada daha az DNA içeren kanserli hücrelere
aneuploid denir. Meme kanserlerinin yaklaşık olarak üçte ikisi aneuploid dir.
Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, aneuploid kanserler diploid
kanserlerden daha saldırgan olma eğilimindedirler.
Sitometrik ölçüm tekniklerinden biri olan akış sitometrisi ile tümörün
S-Fazı (S Phase) ölçülebilir. S-Fazı hücre bölünmesinde sentez aşamasında
olan hücrelerin oranı demektir. S-Fazında çok fazla oranda hücre bulunması
tümörün daha saldırgan olduğunu gösterir.
p53 hücrelerimizde bulunan ve görevi hücre büyümesini önlemek olan bir
gendir. Bu gende oluşabilecek değişimler (mutasyonlar) bu genin görevini
gerektiği gibi yapmaması ile sonuçlanabilir. Meme kanseri tümörlerinin bir
kısmında mutasyona uğramış p53 genine raslanmıştır, genellikle bu mutasyonu
gösteren hastalar tedaviye daha kötü cevap verirler.
Kanserin Büyüme Hızı
Değişik tipteki kanserler değişik hızlarda büyürler. Tümörün boyutunu bir
kat arttırması için gerekli zamana ‘ikiye katlanma zamanı’ denir (doubling
time). Meme kanserlerinin çoğunun ikiye katlanma zamanı 50 ila 200 gün
arasında değişir.
İlk normal hücrenin değişerek kanser hücresine dönüşmesi, tümörün
belirlenebilecek boyuta gelmesinden yıllar önce olur. Böylesine bir
değişimin, elle hissedilebilecek boyuta olaşması yaklaşık olarak 5 ila 10
yıl alır. |
|